Bir Ajan Daha Koyarsak Her Şey Düzelecek
İnsan, tekrar eden işleri başkasına devretmek konusunda oldukça yaratıcıdır. Önce kas gücü gerektiren işleri makinelere devrettik, sonra hesaplamaları bilgisayarlara, günlük işlerimizi de yazılımlara bıraktık. Şimdiyse ne yapılması gerektiğini anlayan, planlayan ve mümkünse bütün işi biz karışmadan tamamlayan sistemler istiyoruz.
Neyse ki artık araştırma yapan, veri toplayan, rapor hazırlayan ve e-posta gönderen; üstelik bütün bunları her adımı tek tek söylememize gerek kalmadan gerçekleştiren yapay zekâ ajanlarımız var!
Hâl böyle olunca bu müthiş teknolojiyi kullanabileceğimiz her yerde kullanmak istiyoruz. Tabii ki kullanabileceğimiz her yer, kullanabiliriz ama kullanmasak daha iyi olur ile kullanabiliriz ama kullanmamalıyızı da kapsadığından işler biraz karışmaya başlıyor. Çünkü bir teknoloji ne kadar etkileyici olursa, onu kullanma kararımızı sorgulamak da o kadar zorlaşıyor. Sadece o teknolojiyi kullanabilmek için hiç yoktan ihtiyaçlar üretiliyor. Kimse yarışta geri kalmak istemiyor. Sonuçta her sorunun çözümü "Bir proje yapalım, içinde ajanlar olsun" oluyor.

Pek Çalışkan, Biraz Fazla Hevesli
Yapay zekâ ajanlarının doğru kullanıldığında ciddi zaman kazandırdığı kuşkusuz. Bir hedef verildiğinde gerekli bilgileri bulabilir, farklı araçları kullanabilir ve elde ettiği sonuçlara göre bir sonraki adımına karar verebilir. Onları klasik yazılımlardan ayıran da tam olarak budur: Bizden her adımı tek tek tarif etmemizi beklemezler.
Hedef Belli, Yol Biraz Karışık
Hedefin belli, fakat sonuca ulaşmak için izlenecek yolun baştan kestirilemediği işlerde yapay zekâ ajanları günün kurtarıcısı olabilir.
Yazılım geliştirme, müşteri desteği, çok adımlı araştırmalar ve şirket içi bilgi sistemleri bunun iyi örnekleridir.
Diyelim ki bir müşteri "siparişim üç gündür kargoya verilmedi" diye yazdı. Bir destek ajanı bunu tek tek sormadan sipariş kaydına, stok durumuna ve kargo sistemine kendi bakar; sorunun bir entegrasyon hatasından kaynaklandığını bulur, müşteriye net bir cevap döner ve ilgili ekibi de bilgilendirir. Her şikâyet farklı bir yol istediği için, asıl işi gören şey ajanın esnekliğidir.
Bazen Neyi Aradığımızı Biz de Bilmeyiz
Hepimiz hayatımızda en az bir kez "Ortada bir terslik var ama ne olduğunu çıkaramıyorum" dediğimiz bir an yaşamışızdır. Böyle anlarda ortada cevaplanmayı bekleyen düzgün bir soru değil, önce anlaşılması gereken bir sıkıntı vardır.
Geleneksel yazılımlar kullanıcının hem ne istediğini hem de sonuca hangi adımlarla ulaşacağını önceden bilmesini bekler. Ajanlar ise hemen bir cevap üretmek yerine doğru soruları sorabilir, farklı kaynakları inceleyebilir ve karşısına çıkan bilgilere göre araştırmanın yönünü değiştirebilir.
Örneğin İK ekibi "bu çeyrekte işten ayrılmalar arttı, ama sebebi belli değil" diyor. Burada sorulacak net bir soru bile yok — maaş mı, yönetici ilişkileri mi, esnek çalışma mı, yoksa hepsinden biraz mı? Bir ajan burada önce hangi departmanlarda artışın yoğunlaştığına bakar, sonra o departmanlardaki performans değerlendirmeleriyle çıkış görüşmesi notlarını karşılaştırır, belki de aynı dönemde bir yöneticinin değiştiğini fark eder. İlk baktığı yer sonucu değiştirmediyse başka bir yöne döner. Kimse ona "önce şuna bak" demez, çünkü bakılması gereken şeyin ne olduğunu kimse baştan bilmiyordur.
Bazen ihtiyacımız olan şey daha hızlı bir cevap değil, sorunun ne olduğunu bizimle birlikte bulabilecek bir araçtır.
Her İşi de Ajan Yapmasın
Ajanların yararlı olması, kendi başlarına her şeyi yapabilen ve kahve molası vermeyen dijital çalışanlar oldukları anlamına gelmiyor. Hangi verilere ulaşabilecekleri, hangi araçları kullanabilecekleri ve bizim adımıza ne kadar ileri gidebilecekleri hâlâ insanlar tarafından belirleniyor. Üstelik attıkları her yeni adım, hata yapabilecekleri yeni bir yer daha yaratıyor.
Bazen Bir Buton Yeterlidir
Zaman zaman ajan çılgınlığı öyle bir noktaya geliyor ki yıllardır sorunsuz çalışan her sürece biraz otonomi eklemek istiyoruz.
Diyelim ki bir şirkette her ay sonu satış raporu hazırlanıyor. Yıllardır aynı otomasyon kullanılır: veriler çekilir, tablo doldurulur, PDF'e çevrilir ve en son ilgili klasöre konur. Beş saniye sürer, hiç şaşırtmaz. Sonra birileri bunu "akıllandıralım" der. Artık otomasyon yerine bir ajan var; hangi verinin ilgili olduğuna kendi karar veriyor, raporu kendi yorumluyor, gerekli gördüğü kişilere otomatik e-posta atıyor. İlk birkaç ay her şey yolunda gider. Sonra bir ay ajan "bölge müdürlerinin de bilmesi gerekir" diye düşünüp raporu paylaşılmaması gereken bir müşteri listesiyle beraber yanlış kişilere yollar. Kimse neden böyle bir karar verdiğini tam olarak açıklayamaz, çünkü zaten kimse ona bunu yapmasını söylememiştir. Sonunda bir butona kendimiz basmamak için milyarlarca parametreyi seferber ederken, raporu görmemesi gereken kişilerle paylaşmış oluruz.
Basit bir otomasyonla çözülecek işler için ajan kullanmak, hesap makinesini kendimiz kullanmak yerine, güzel konuşan birine işlemi anlatıp tuşlara onun basmasını istemek gibi bir şey.
Oysa adımları önceden belli, kuralları değişmeyen ve sonucu kesin olması gereken süreçlerde klasik yazılımlar çoğu zaman daha hızlı, ucuz ve güvenilirdir.
Bir chatbotun hatası kötü bir cevapla sınırlı kalabilir. Bir ajanın hatasıysa yanlış gönderilmiş bir e-postaya, değiştirilmiş bir dosyaya, kimsenin hatırlamadığı bir siparişe veya pazartesi sabahı nedenini araştıracağımız başka bir sürprize dönüşebilir.
Ajan Çalışırken Kim Gözetleyecek?
Ajanları işe yarar kılan otonomi ve esneklik, aynı zamanda onları değerlendirmeyi ve denetlemeyi zorlaştırır. Bir ajanı üretime almak yalnızca modele birkaç araç verip “Kolay gelsin” demekten ibaret değildir. Aşağıdaki gibi soruların da cevaplanması gerekir:
- Ajan hangi verilere dokunabilecek, hangilerine dokunamayacak?
- Yaptığı işlemler kayıt altında mı, yoksa bir şeyler ters gittiğinde yalnızca sonuca bakıp tahminde mi bulunacağız?
- Ne kadar zaman ve para harcadığını takip edebiliyor muyuz?
- Bir şeyi batırırsa geri almanın bir yolu var mı, yoksa "olan oldu" mu diyeceğiz?
Çünkü ajanlar işlerimizi devralırken bakım ve denetim işlerini sessizce masamıza bırakabilir.
Bazen En İyi Cevap İkisidir
Seçim her zaman ajan ile klasik otomasyon arasında yapılmak zorunda değildir. Çoğu zaman en iyi sonuç, kesin adımları geleneksel yazılımlara; yorumlama ve yön değiştirme gerektiren işleri ajanlara bırakmaktan gelir.
Aylık satış raporunda verileri çekmek, hesaplamaları yapmak ve tabloyu oluşturmak mevcut otomasyonun işi olabilir. Ajan ise yalnızca olağan dışı değişimleri inceleyebilir, bunların olası nedenlerini farklı kaynaklarda araştırabilir ve rapora eklenecek bir değerlendirme hazırlayabilir. Son gönderme tuşu da hâlâ bir insanda kalabilir.
Böylece otomasyon bildiği işi yapmaya devam eder, ajan gerçekten ihtiyaç duyulan yerde devreye girer ve kimse bütün ofisin anahtarlarını daha ilk günden ona teslim etmek zorunda kalmaz.
Ajan Çözümse Problem Ne?
Teknolojiden geri kalmamak önemli. Daha önemlisi o teknolojiyi kullanmak için kullanmak değil, gerçek problemleri çözebilecek araçlar olarak konumlandırmak. Bunun içinse gerçek problemin ne olduğu dikkatle analiz edilmeli.
Bir işe ajan eklemeden önce üç soru sormak yeterli olabilir:
- İzlenecek adımlar önceden belli mi?
- Süreç içinde yorum yapmak veya yön değiştirmek gerekiyor mu?
- Hatalı bir işlem kolayca fark edilip geri alınabilir mi?
Adımlar belliyse, yoruma ihtiyaç yoksa ve hatalı bir işlemi geri almak zorsa muhtemelen bir ajana değil, iyi yazılmış bir otomasyona ihtiyacımız vardır. İşin bir kısmı kesin kurallarla ilerliyor, bir kısmı belirsizlik içeriyorsa en doğru çözüm muhtemelen ikisini bir arada kullanmaktır.
Çünkü iyi bir yapay zekâ ürünü, içinde en fazla yapay zekâ bulunan ürün değildir. Problemi gereksiz karmaşıklık yaratmadan çözen üründür. Cevap gerçekten bir ajansa ne âlâ. Değilse de üzülmeye gerek yok; bazen her şeyi düzeltmek için bir ajan daha koymamak gerekir.
Yorumlar
Söz sizde
Aklınıza takılan bir yer, eklemek istediğiniz bir not ya da başka bir bakış açısı varsa burada bırakabilirsiniz.
Yorum göndermek için ad ve e-posta alanları gerekli. E-posta adresiniz sitede görünmez.